sevinçler dağıtırken acılar toplayan bir çardak kuşuyum şimdi şimdi ömrüm, saçlarım kadar karlı ve puslu hüzünlü bir ırmaktır şimdi yanaklarımda yüreğime akan bilki artık hiç bir şey avutmuyor beni şefkatine sığındığım sıcak bir kucak bile ezilmiş gelinciklerin çığlığında kaldı sesim kırların ürperişi gibi dökülüyor sözcükler dudağımda hıçkırıklar boğazıma tıkanır her defasında içimde binlerce şiir yanar ah yaralı güvercinim içime vurma kanatlarını ya topla git yaralı kanatlarını içimden ya gittiğin yere benide götür kimseler aldırmıyor sevdamıza duygular mı köreldi? biz mi yetimiz ah acının ve aşkın kesiştiği yerde yaralı kaldık tutup kime anlatsak acıyan yanlarımızı yaralarımız ağıt olur uçar gökyüzünün böşluğuna yüreğimin içini sevgi ile doldurup yakmak geçiyor içimden ve sabahın seher yellerine savurmak küllerini kurtulmak için prangalardan ah yaralı güvercinim yüreğimin sızısı benim gidiyorum işte gözlerimde iki yetimlik ah gidiyorum yolculuklara hüzün rengi veren şiirlerle kan rengi şarkılar bırakıyorum kalanlara gölgemde yok arkasına saklanayım yokum artık yokum sayın beni ölmüş gibi değil, hiç doğmamış gibi